Üniversitenin İlk Yılı: Kendinize İyi Bakmayı da Öğrenin

Üniversiteye başlamak, yalnızca yeni bir okula adım atmak değildir. Bazen yeni bir şehre, bazen yeni bir yaşam biçimine, bazen de kendinizle ilgili daha önce tanımadığınız yönlere doğru atılmış bir adımdır.

YKS sonucunun ardından başlayan kayıt ve yerleşme süreciyle birlikte öğrenciler için yeni bir dönem başlıyor. Kimi öğrenciler ailesinin yanında kalarak üniversite hayatına başlayacak, kimi öğrenciler ise ilk kez ailesinden uzakta yaşayacak. Her iki durumda da üniversitenin ilk yılı; özgürlük, heyecan, merak ve keşif kadar belirsizlik, yalnızlık, özlem ve uyum güçlüklerini de beraberinde getirebilir.

Bu nedenle üniversitenin ilk yılında yalnızca “Derslerimde nasıl başarılı olurum?” sorusuna değil, “Bu yeni yaşamın içinde kendime nasıl iyi bakabilirim?” sorusuna da cevap aramak önemlidir.

Çünkü üniversite yıllarında başarı, yalnızca not ortalamalarıyla ölçülmez. Kendinizi tanımak, ilişkiler kurmak, yardım istemeyi öğrenmek, sınırlarınızı fark etmek, başarısızlıklarla başa çıkabilmek ve kendi yaşamınızın sorumluluğunu yavaş yavaş üstlenmek de bu dönemin önemli kazanımlarıdır.

1. Her şeyi ilk günden çözmek zorunda değilsiniz

Üniversiteye başladığınızda çevrenizdeki herkesin sizden daha hazırlıklı olduğunu düşünebilirsiniz.

Kiminin yeni arkadaşları olabilir, kimi kampüsü hemen keşfedebilir, kimi ders programını çoktan düzenlemiş olabilir. Sosyal medyada ise üniversite hayatının sürekli eğlenceli, hareketli ve kusursuz görünen taraflarıyla karşılaşabilirsiniz.

Fakat gördüğünüz şey, insanların hayatlarının tamamı değildir.

Yeni bir ortama alışmak zaman alır. Kampüsü öğrenmek, arkadaşlıklar kurmak, ders sistemine uyum sağlamak, günlük yaşamınızı düzenlemek ve kendinizi ait hissetmeye başlamak birkaç günde gerçekleşmeyebilir.

Kendinize alışmak için zaman tanıyın.

İlk haftalarda zorlanmanız, yanlış bir tercih yaptığınız veya üniversite hayatına uygun olmadığınız anlamına gelmez. Bazen sadece yeni bir hayata alışmaya çalışıyorsunuzdur.

2. Yeni insanlarla bağlantı kurmaktan çekinmeyin

Üniversite, yeni ilişkiler kurmak için önemli bir fırsattır. Ancak arkadaşlık kurmak herkes için aynı kolaylıkta değildir.

Özellikle ilk günlerde “Acaba beni sevmezler mi?”, “Kendimi nasıl tanıtacağım?” veya “Herkes birbirini buldu, ben yalnız kaldım.” gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Böyle zamanlarda büyük sosyal hedefler koymak yerine küçük adımlar atabilirsiniz.

Bir arkadaşınıza dersle ilgili bir soru sormak, sınıfta yanınızdaki kişiyle konuşmak, bir öğrenci topluluğunun etkinliğine katılmak veya kampüste ortak ilgi alanlarına sahip insanlarla tanışmaya çalışmak başlangıç için yeterlidir.

İyi bir arkadaşlık kurmak için ilk günden çok sayıda arkadaş edinmek zorunda değilsiniz.

Bazen bir kişiyle kurulan samimi bir bağ, kalabalık bir çevreden daha değerli olabilir.

3. Ailenizle iletişiminizi sürdürün

Şehir dışında üniversite kazanan öğrenciler için en büyük değişimlerden biri aileden uzak yaşamaya başlamaktır.

İlk başlarda özgürlük duygusu güçlü olabilir. Ancak zaman zaman evinizi, ailenizi, alıştığınız düzeni ve hatta daha önce önemsemediğiniz küçük şeyleri özleyebilirsiniz.

Özlem duymak, bağımsızlaşamadığınız anlamına gelmez.

Ailenizle düzenli olarak konuşmak, yaşadıklarınızı paylaşmak ve ihtiyaç duyduğunuzda onlardan destek almak yeni yaşamınıza uyum sağlamanızı kolaylaştırabilir.

Üstelik aileyle iletişim yalnızca zor zamanlarda kurulmak zorunda değildir. Gün içinde yaşadığınız küçük bir olayı paylaşmak, birlikte kısa bir telefon görüşmesi yapmak veya görüntülü konuşmak da bağınızın devam etmesine yardımcı olabilir.

Uzaklaşmak ile bağları koparmak aynı şey değildir.

4. Kendi düzeninizi oluşturun

Üniversite hayatının önemli değişikliklerinden biri de günlük yaşamınızın sorumluluğunun giderek size geçmesidir.

Derslere ne zaman çalışacağınızı, ne zaman dinleneceğinizi, ne zaman sosyalleşeceğinizi ve günlük ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayacağınızı büyük ölçüde kendiniz belirlemeye başlarsınız.

Bu özgürlük güzel olduğu kadar zorlayıcı da olabilir.

Dersleri son dakikaya bırakmak, uyku düzeninizin bozulması, düzensiz beslenmek veya bütün zamanınızı yalnızca derslere ayırmak bir süre sonra kendinizi yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir.

Bu nedenle ilk yılda mükemmel bir program hazırlamaktan çok, sürdürülebilir bir yaşam düzeni oluşturmaya çalışın.

Ders çalışın.

Ama dinlenin.

Arkadaşlarınızla vakit geçirin.

Ama yalnız kalabileceğiniz zamanlara da yer açın.

Sorumluluklarınızı yerine getirin.

Ama kendinize nefes alabileceğiniz alanlar bırakın.

5. Uykunuzu ve bedeninizi ihmal etmeyin

Üniversite hayatında uyku, beslenme ve hareket gibi temel ihtiyaçlar bazen derslerin ve sosyal yaşamın gerisinde kalabilir.

Özellikle sınav dönemlerinde “Biraz daha çalışayım, uykudan kısarım.” düşüncesi sık görülebilir.

Oysa psikolojik iyi oluş, yalnızca zihinsel süreçlerden ibaret değildir. Bedenimizin ihtiyaçlarını nasıl karşıladığımız da kendimizi nasıl hissettiğimizi etkiler.

Bu nedenle kendinize şu basit soruları zaman zaman sorun:

Bugün yeterince uyudum mu?
Düzenli beslendim mi?
Biraz hareket ettim mi?
Dinlenmek için kendime zaman ayırdım mı?

Kendinize iyi bakmak bir lüks değil, günlük yaşamın temel ihtiyaçlarından biridir.

6. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmamaya çalışın

Üniversitenin ilk yılında karşılaştırma tuzağına düşmek oldukça kolaydır.

Bir arkadaşınız sizden daha yüksek not alabilir. Bir başkası daha geniş bir arkadaş grubuna sahip olabilir. Bir diğeri sosyal etkinliklerde daha aktif olabilir.

Fakat başka birinin hayatındaki bir alanı kendi hayatınızın tamamıyla karşılaştırmak adil değildir.

Herkesin başlangıç noktası, ihtiyaçları, olanakları, kişiliği ve yaşam koşulları farklıdır.

Bu nedenle kendinize şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz:

“Başkalarından ne kadar gerideyim?” yerine “Düne göre bende ne değişti?”

Kendi gelişiminizi takip etmek, başkalarının hayatıyla yarışmaktan çok daha sağlıklı bir ölçüt olabilir.

7. Yardım istemekten çekinmeyin

Üniversiteye başladığınızda bazı sorunları artık tek başınıza çözmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz.

Oysa bağımsız olmak, her şeyi tek başına yapmak anlamına gelmez.

Bir konuda zorlandığınızda akademik danışmanınızdan, öğretim elemanlarından, arkadaşlarınızdan, ailenizden veya üniversitenizin sunduğu psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinden destek isteyebilirsiniz.

Özellikle uzun süre devam eden yoğun kaygı, çökkünlük, yalnızlık, uyum güçlüğü veya günlük yaşamınızı etkileyen bir zorlanma yaşıyorsanız bunu görmezden gelmek yerine destek aramak önemlidir.

Yardım istemek başarısızlık değil, kendi ihtiyaçlarınızı fark edebilme becerisidir.

8. Yeni deneyimlere açık olun

Üniversitenin ilk yılı, kendinizi yeniden keşfetmek için de bir fırsattır.

Daha önce hiç denemediğiniz bir öğrenci topluluğuna katılabilir, farklı bir etkinliğe gidebilir, yeni bir hobi edinebilir veya daha önce konuşmadığınız insanlarla tanışabilirsiniz.

Her deneyimin başarılı olması gerekmez.

Bir kulübe katılıp birkaç hafta sonra bırakabilirsiniz. Bir etkinliğe gidip beklediğiniz kadar keyif almayabilirsiniz. Yeni tanıştığınız biriyle yakın arkadaş olmayabilirsiniz.

Bunların hiçbiri başarısızlık değildir.

Denemek, neyi sevdiğinizi ve neyi istemediğinizi keşfetmenin yollarından biridir.

9. Kendinize karşı daha anlayışlı olun

Belki de üniversitenin ilk yılında öğrenilmesi gereken en önemli şeylerden biri budur:

Kendinize de bir arkadaşınız kadar anlayışlı davranabilmek.

Bir hata yaptığınızda kendinize ne söylüyorsunuz?

Bir sınavınız kötü geçtiğinde kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni bir ortama alışamadığınızda kendinize hangi cümleleri kuruyorsunuz?

Kendinizi sürekli eleştirmek yerine bazen “Bu benim için zor bir deneyim ve alışmam zaman alabilir.” diyebilmek psikolojik olarak daha destekleyici olabilir.

Kendinize iyi davranmak, hatalarınızı görmezden gelmek değildir. Hatalarınızı fark ederken kendinizi değersizleştirmemektir.

Üniversitenin ilk yılında hedefiniz sadece akademik başarı olmasın

Üniversiteye başlarken hedefleriniz olabilir.

İyi notlar almak, bölümünüzü başarıyla tamamlamak, yabancı dil öğrenmek, yeni insanlarla tanışmak, bir öğrenci topluluğuna katılmak veya gelecekte iyi bir meslek sahibi olmak isteyebilirsiniz.

Bunların hepsi değerli.

Ama bütün bunların yanında bir hedefi daha unutmayın:

Kendinizi tanımak ve kendinize iyi bakmayı öğrenmek.

Çünkü üniversitenin ilk yılı yalnızca akademik bir başlangıç değildir. Aynı zamanda kendi kararlarınızı verme, sorumluluk alma, ilişkiler kurma, sınırlarınızı keşfetme ve nasıl bir yaşam istediğinizi düşünme dönemidir.

Bu nedenle kendinizden kusursuz bir üniversite deneyimi beklemeyin.

Bazen çok güzel günleriniz olacak.

Bazen yalnız hissedeceksiniz.

Bazen bir sınavdan beklediğinizden düşük not alacaksınız.

Bazen yeni bir arkadaşlık kuracaksınız.

Bazen de bazı insanlarla yollarınızın ayrıldığını göreceksiniz.

Bütün bunlar üniversite deneyiminizin bir parçası olabilir.

İlk yılınızda her şeyi çözmek zorunda değilsiniz.

Kendinize zaman tanıyın.
Bağlantı kurun.
Destek isteyin.
Dinlenin.
Denemeye devam edin.
Ve en önemlisi, kendinize iyi bakın.

Çünkü üniversiteden geriye yalnızca aldığınız dersler ve notlar kalmayacak.

Kendiniz hakkında öğrendikleriniz de sizinle birlikte yolculuğunuza devam edecek.

Son söz

Üniversiteye yeni başlayan her öğrencinin hikâyesi farklıdır. Kimi ailesinin yanında yeni bir üniversite düzeni kurarken kimi ilk kez ailesinden uzakta kendi yaşamını oluşturmaya çalışacaktır. Bu farklılıkların ortak noktası ise şudur: Yeni bir hayata alışmak zaman ister.

Bu dönemde kendinizden yalnızca başarılı olmanızı değil, kendinize iyi bakmanızı da bekleyin.

Ve unutmayın:

Kendinize iyi bakmak, üniversite hayatının yanında götürmeniz gereken en önemli derslerden biridir.


Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme ve psiko-eğitim amacıyla hazırlanmış olup klinik değerlendirme, tanı ya da tedavi yerine geçmez; ayrıntılı etik çerçeve için Yayın İlkeleri ve Etik Duruş sayfasına bakınız.